Wednesday, February 09, 2011

Helecanlı, böyle bi acayib alışverişler (MAĞCERAĞLI)



Nereye alışverişe veya takılmaya gitsem, üzgünüm ki bütün 'dalyarak' çalışanlar beni buluyor. Aslında sadece beni bulmuyorlar. Kim bilir benden başka kaç insanı kitliyolar gün boyunca.

Yaşadığım yerde(Zeytinburnu) bir islamik marketten alışveriş yapıyorum sürekli. Haftanın her günü indirim var diye annem oraya yolluyor yani. Bu marketin kasap reyonunda bi adam var. Böyle konulardan bahsederken, çalışanlara mümkün olduğum sürece büyükse abi, orta büyüklükteyse usta, gençse bilader diyen bir insanım. Ama bu insana adam diyorum. Çünkü her gittiğimde acayip tırt sorular soruyor. Her gün tavuk pilav yiyen bir insan olduğum için, buradan gün aşırı tavuk incik alıyorum. Ve bu hayvanat adam bana her defasında tavuğu nasıl pişireceğimi soruyor. İçimden onca kez "sanane lan yarakkafası" desem de, her defasında sadece "incik istiyorum" diyordum. Geçen gün yine aynı soruyu sorduğunda sonunda beni isyan ettirdi. Abi dedim(Evet bu sefer abi dedim nolur nolmaz) evde sırtlan besliyorum, tavukları ona alıyorum, nolur bana bir daha bu soruyu sorma. Tabi anlamadı sadece MAL gibi baktı.

Dün yine bu markete davıh(tavuk) almaya gittim. Bu sefer bu mal adam yoktu ama yerinde olan adam da bunun mallığını aratmadı sağolsun. Kilosu 5.50 tl olan incikten 1 kg istediğimi söyledim. Adam ise bana 7-8 liralık yapayım istersen dedi. İçimden yine dedim "be amınakodum 7 liralık istesem,7 liralık derdim di mi", ama adama söylemedim. Çünkü ben markette tektim, adamlar çoktu ve ellerinde pıçaklar(döner pıçakları) vardı nolur nolmaz. Cebimdeki bozuk paraları çıkardım. 2 milyon seküzüzellibin vardı yanlış hatırlamıyorsam.(Doğru hatırlıyorum) Dedim ki param bitmiş 2.85 lik istiyorum. İki saat tarttı ölçtü ve 2.85 lik tavuğumu aldım. Nedense insanlar mala bağlayınca onları uğraştırasım geliyor.

Bu marketin girişindeki güvenliğe de uyuz oluyorum. Bir gün telefonum çaldığında sessiz bir ortamda konuşmak için acilen marketin giriş kapısından çıkmaya çalışırken, çıkış bu tarafta beyfendi diye beni rehin almıştı ve benden iyi bir küfür yemişti. O gün bugündür uyuz oluyorum ibneye. Zaten güvenlik görevlilerin çoğuna uyuz olurum. Hani düz polis bile değiller. Bir güvenlik görevlisinin ve bir zabıtanın neden böyle kasıntı olduğunu sanırım ömrümün sonuna kadar anlayamayacağım. Bu arada marketin kasiyerlerinin çoğunun yavşamalarına maruz kalıyorum ama kapalı oldukları için benim işime gelmiyorlar tabi.

Geçen aykap almaya gitmiştim. Yalak ve keko herifin(çalışan) biri laubali laubali konuşuyordu. Sinirimi bozdu ama bir şey demedim yine. Beyfendiliğimi bozmadım. Ayakkabıyı alıp çıktığımızda arkadaşımla(Atalay hayvanı) sülalesini kalaylamayı unutmadık tabiki.

Önceki yazılarımdan birinde bahsetmiştim, muhtemelen okumadınız. Lise arkadaşlarımın yanına gitmiştim Melekler Kahvesi denen ara yere. İşte orada böyle odalar var, gelen gruplar takılsın diye. Biz takılırken odaya sürekli gerizekalı bir garsonun girip muhabbete salça olmasına anlam veremedim. Bilader hayırdır bakışlarımdan sonra bir daha odaya girmemesi kendisi için en hayırlı olan oldu. Çünkü 10 tane falan adam vardı ve benim dışımda hepsine yakını HAYVAN ve AYI adamlardı. (Ben beyfendiyim) Bu arada lütfen buraya gitmeyin.

Yeni bir bilgisayar almayı düşünüyorum. Bazı yerlerde fiyatları araştırdıktan sonra evin hemen üzerinde Evkur olduğu için yolumuzun üzerindeyken bir de buraya bakalım dedik. Bilgisayar reyonunundaki adama bilgisayarlar hakkında bilgi almak istediğimi söyledim. İlk sorusu "oyun oynuyor musun?" oldu. Böyle gerizekalı sorulara uyuz olduğumdan, "evet misket oynuyorum" dedim. Diğerleri gibi bu da mala bağladı tabi. Belki de daha fazla şeyi hak ediyordu ama neyse Zeytinburnu'nun aristokrat kesiminden olduğum için çizgimi bozmadım. Zaten fiyatları görünce vazgeçtim. "Ayakta sikmek" sözünün tanımını bir kez daha öğrendim burada adeta. Lütfen Evkur'dan bir şey almayın.

Beni bugün ve dün gece çıldırtan Ttnet'e ve çalışanlarına da değineceğim. Dün gece ders seçimim vardı. 8mbit internet kullanmama rağmen internetimin babaanne hızında olmasından muzdaribdim. Ve programımda yapacağım tek değişikliği kontenjan dolduğundan yapamadım.(Bugün 1 kişilik kontenjan görünce, mezarcılığımı konuşturup hemen dersi aldım) Neyse dün gece internet tamamen gitti. Aradığımda bakım olduklarını söylediler ve sabaha düzelecek dediler. Sabah uyandığımda ise aynı problem devam ediyordu. Sırf ders seçimi için sabahın köründe uyandığımdan sinirliydim. Aradım yine bakım vardı. Sonra bir daha düzeldi ve bir daha bozuldu. Müşteri temsilcisine bağlanmak için açtım telefonu. Karşıma çıkan kadına "açılması için illa küfür mü edelim, hakaret mi edelim, zaten 8mbit kullanıyoruz, kaplumbağa hızında internet" dediğimden sonra interneti açtılar ve henüz bir problem olmadı. İsyan etmeden bir şey yapmıyorlar malesef.

Sözün özü(ki bu sözü hiç sevmem) nerde bir alterno mallık var, zihinsizlik var beni buluyor. Sonra bana neden sinirlisin, neden her şeye bağırıyorsun diyorlar. İnsanı çıldırtmayın ki biz de sessiz sakin yaşayalım.(Sessiz zamanları çok özledim) Bu alışveriş zırtları benim asabımı bozmasa ben neden gidip marketlerde pislik yapayım, neden gidip omo paketlerini, rinso paketlerini deleyim, neden gidip muzları soyup öylece bırakayım, neden çikolataları cipsleri, rulokatları kırayım, neden yarısını yediğim şeyi bu bozuk diye iade edeyim? Ben de vandallığa, panklığa çok meraklı değilim sonuçta.

Bak ama mahalle bakkalına, esnaflar lokantasına ya da herhangi bir tavuk dönerciye. Var mı bir zıpırlık, şeytanlık, çakallık? Yok! Çünkü onlar delikanlı esnaflar. Bitirmeden Ttnet'e son bir serzenişim var.

Ah ttnet, vah ttnet
Evin yansın, ocağın sönsün ttnet
Evine yıldırım düşsün
Televizyonun(elsiğdi), buzdolabın bozulsun ttnet.

Gülegüleyin

2 comments:

Anonymous said...

Daha önce bu kadar realist bir yazı okumamıştım.İnsanların tepkilerini gözlemleyerek kendi anlatım tarzınızı oluşturmuşsunuz. Bundan sonraki yazılarınızı büyük bir heyecanla bekliyorum. Tebrik ediyorum ve ilham perisinin yanınızdan eksik olmamasını diliyorum.

Hüseyin M.Bakan said...

Bu yorumu görünce, bir sonraki yazımda uzay yolculuğu yapmayı düşünüyorum.