Thursday, July 28, 2011

tadilat nedeniyle yarra yering

Bir süredir yoğunum. Artık bir iş hayatım var. Dükkana gidip dönen koltukta dönüp çay içen bununla birlikte fm oynayan bir insanım. Anlayacağınız meşgul biriyim.(değilim)

İş hayatımın hiçbir ilginçliği yok, hiçbir farklı olayla karşılaşmıyorum, hiçbir şekilde "aa hadi ya" "olur mu öyle şey" gibi tepkiler verdiğim olaylar yaşamıyorum. Onun dışında dükkana gelip "aabi su içebilir miyiz" diyen çocukları onaylıyorum yer yer başımı hafiften sallayarak, yer yer gözlerimi aşağı kırparak. Az hareketle çok şey anlatıyorum, bu da benim bilimadamı yönümü etkileyici şekilde ortaya koyuyor. taa ki dışarıdan gelen ne sattığını bilmediğim "ciiüüüüuuuuo" sesini duyana kadar. o an ilimini bilimini her şeyi bırakıp ortaokulda ve lisede yaptığım "yiieeskiler alleyooğ yiieskiciee" taklitlerimi aklıma getiriyorum.

Kandil için gelip para isteyen çocukları kovdum o sırada tam da "yeaa ben dinin bu şekilde kullanılmasına karşıyım" diye iç geçirirken. evet tam bir hıyardım her zamanki gibi. ya ne olacağıdım?

Babamın arkadaşı olduğunu öğrendiğim bir adam bir yandan beni kitlerken lisede ve üniversitede hazırlık okuduğumdan dolayı fena halde tuhaflaşmaya başlamıştı. Türlü türlü ingilizce komiklikler şakalar yapıyor meh meh meh diye gülüyordu. %50 indirim olan ayakkapın 100 liradan 50 liraya inmesi gerektiği halde ısrarla 42 lira vermeye çalışan adamın hikayesini anlatıyordu. Bir yandan kasiyerin olmaz beyfendi 50 lira ödeyeceksiniz dediğini söylerken bir yandan da adamın ama altında size 42 yazıyor ki dediğini söylüyordu mekekeke diye gülerken. Zerre gülümsememe rağmen ısrarla rehin alınmıştım ve bu durumdan hiç hoşnut değildim. o an adeta tam bir Serdar Ortaç'a dönüşmüştüm.



Ortamdan kurtulup eve giderken çocuklar gibi şendim. resmen hayata yeniden gelmemiştim ama bi farklılık olduğunu söylemesem Allah korusun fılaş tivi izlerken televizyonun elektrikleri giderdi. evet evin gitmezdi sadece televizyonun giderdi ve benim beynimde hemen bir ışık yanardı "ayı gibi sevinme konusunda şüpheye düşmeseydim şimdi halayımdan uzun havamdan eksik kalmayacaktım kafamı sikiyim" düşünceleri oluşurdu ve bu beni baya üzerdi.

Evdeki tadilat bitince daha nice şeyler yazmaya çalışacağım tabiki niceyi nays diye okuyarak yarak kürek espriler yapan adamlar gibi olmayacağım. çünkü tam bir bilinç beyfendiyim. yeni yine yeniden ya ne olacağıdım?

Saturday, July 09, 2011

Dabulyu dedikleri W'den ibaretmiş

V harfini w ile yazma hastalığına
yakalanmış olabilirim sevgilim
bu durum içimi acıtıyor ama
3 gündür sokakta yatmama
sebep olmuyor gülyüzlüm
çok şükür kendimi o derece
kaybetmiyorum ayva reçelim
ama sen desen v yerine w yazmak
benim hayatta en nefret ettiğim şey
o zaman kendimi yerden yere vurur
2 hafta boyunca sokağa çıkmaz
hatta pencereden kafamı uzatmaya
tenezzül bile etmezdim sevgilim
2 hafta sonunda bana gelip
ben şaka yapmıştım
kendini o kadar harap etmene
gerek yoktu sevgilim desen
kuran hakkı için
ağzını burnunu kırardım sevgilim
fakat sonra pişman olur
seni acilen hastaneye yetiştirip
en kral doktorlarda tedavi ettirirdim
hastanede sıkılmayasın diye
yatağının sonuna
37 ekran televizyon
koydururdum narçiçeğim
ama uydu neyin taktırtmazdım ona göre
sonuçta hastanenin de bir adabı var
kurallarına uymamazlık edemem
hem sen uyurken hizmetlilerin gelip
erotik kanallar izlemediğine de
asla emin olamam baldudaklım
ama sen bana gelip desen
copa america'yı sadece uydu yayınlıyormuş
şimdi ne yapacağız sevgilim
işte o zaman bu isteğine
kayıtsız kalamazdım sevgilim
gerekirse seni buenos aires'e götürür
arjantinli'lerle birlikte
maç izlemeni sağlardım
fakat arjantin gol atınca
doğma büyüme arjantinliymiş gibi
sevinmene izin vermezdim papatyam
sonuçta kırşehirli'sin sen
kime bu ayak sevgilim
kime bu dümen sevgilim
ah sevgilim vah sevgilim

Friday, July 08, 2011

iğrenç pislik ninja turtles

Tüm birimlerin dikkatine, tüm birimlerin dikkatine.

Her zaman böyle bir yerlere çok yetkili bir komisermişim gibi haberler vermek istemiştim. adeta bir Behzat ç gibi bir Rıza baba gibi olmak her zaman hayalimdi sonunda bu isteğimi de blogda gerçekleştirdim.

Yaz geldi hepimiz bazı dar durumlara düşüyor, sıcaklayıp İsmail türüt gibi terliyoruz. Terler bacaklarımdan bir kuğu edasıyla süzülürken benim de bazı gözlemler yapmama fırsat doğuyor. Bacaklarımın normal bir insanın (kahvede bütün gün oralet içen yancı mesela) bacağına göre epey kıllı olduğunu farkediyorum her defasında çok büyük gözlemler yapmıyorum yani. Öyle uzaya araç göndermemi bekliyorsanız yanılıyorsunuz. her ne kadar arkadaş ortamlarında "uzay ortamı tam benlik ya" "uzaylı bahattin tam ben" diye çıkış yapsam da uzay gemilerine "HePiNiSi SiQiYiM uZaYLı KeRe" "Şafak 35 KIRAL TERTİB" yazan bir adam olurum ben, cıvıtırım uzaylıların gözündeki imajım zedelenir. İtin teki olur çıkarım. onun için çok mühim meseleler düşünmemekteyim.

Ayaklarımın bu halinin sebebini anlamaya çalışıyorum.(çalışmıyorum) tüm vücudu kılsız, 2 ay tıraş olmayınca yüzünde anca 6 ya 6 halısaha maçı yapacak kadar tüy çıkabilen biri olmama rağmen ayaklarımın bu durumunu tuhafsıyorum. acaba bir gece uzaylılar(yine uzay <3) gelip ayaklarıma ışın mı attılar, bana çip neyin mi taktılar diyorum. yeri geliyor mutasyona modikasyona mı uğradım acaba lan diyorum ama bunda da pek emin olamıyorum.

hani mutasyona uğramış olsam da bu durumdan hiç hoşnut değilim bunu bilin. Bi kere mutasyona uğramışsam da adam gibi uğramamışım bunda eminim. ne sikim bişeyse çok güçlü bir süperkahraman veya ninja kaplumbağa olacağıma maymun bacaklarına sahip bir birey olmuşum. afedersiniz ama ninja kaplumbağa olmayacaksam sikiyim ben böyle mutasyonu. bütün gün pizza yiyemeyeceksem, yeri gelecek April'ı yalayamayacaksam neye yarar bu mutasyon, ne iştir bu mutasyon. biyoloji dersinde mutasyon geçiren bezelyeden bahsetmiyoruz sonuçta koskoca ninja kaplumbağa bu belli ayrıcalıklarım olmalı.



bazen de iyiden iyiye ninja kaplumbağa olduğumdan şüpheleniyorum, hatta bazen dna testi yaptırsam %99 oranında ninja kaplumbağa çıkacağıma eminim gibi hissediyorum. lan o kadar da kanıtım var ki, anaokulundaki ninja kaplumbağalı dosyam, nerden baksan 15 yıllık bir ninja kaplumbağa hayranı olmam, ataride yıllarca ninja kaplumbağa oynamam, ninja kaplumbağalı tişörtüm. ilkokulda söylediğim iğrenç pislik ninja turtles, iğrenç pislik ninja turtles şarkılarım. ben de ninja kaplumbağa değilsem kimse ninja kaplumbağyım diye beyanlarda bulunmasın. Eğer öyle bişey yapılacaksa önce ben yaparım. sonuçta DELİLLERİM VAR. kafanıza vurdurtmayın.

Saturday, July 02, 2011

İnsanlık namına hiçbir şey

İlk defa başlık atıp bir yazı yazayım dedim ama tam da emin değilim daha önce de yapmış olabilirim, sonuçta 73 tane yazı yazmışım, karikatür paylaşmışım, yeri geldi düşündürmüşüm yeri geldi düşündürmemişim yani ne yaptığımı tam bilmesem de böyle iddialı bir girişle başlayayım dedim. Kabul ediyorum çok sikko bir giriş oldu.

Canberk ile yaptığımız kıran kırana bir play station mücadelesi sonrası yine evime yol alacaktım. Ama aklımı bazı şeyler kurcalıyordu. Uzun yıllardır (saymadım ama yaklaşık 12 yıl falandır) play station oynayan bir kişiyim. Koriyo piçleri, Ro-be-ri-to Karlos ları, Mihayiloviççileri iyi bilirim. Keza play station 1 de Roberto Carlos'u forvette oynatmış biriyim. Diyeceğim Sony ile epey bir hukukumuz var. Nerden baksam 12 yılda play stationa 4bin tl harcamışımdır. Şimdi hesaplamadım ama aklımdan 4bin geçiyorsa öyledir. ne eksik ne de fazla. bazen diyorum ki "kantıra halflayfa play stationa harcadığım parayı kumbaraya atsam kendime bi şahin alabilirdim" ama kumbaram olmadığını düşününce bırakıyorum böyle düşüncelere fikirlere dalmayı.

Canberk'in "2012 çıkana kadar bi daha pes oynamıycam amına koyim" serzenişlerine kafayı takmıştım. Sürekli yaptığımız bir aktiviteyi 5 ay rafa kaldırmak içimi burmadı değil. Canberk haklıydı, oyunda ağır sikkoluklara rastlamakta, kah gülüp kah ana bacı küfürler etmekteydik. Saçma goller ve hareketler sonrası oyuna biraz ara verme kararı aldığımıza üzüldüm ama çok üzülmedim. Sonuçta mühendis adamlarız üzülecek daha büyük meselelerimiz var.

Vurdumduymaz ve hırçın bir şekilde minibüs durağına yürürken, ansızın ayağımın altına yapışan sakızdan ötürü kafamı geriye çevirdim. Ayağımı kaldırıp yapışan sakızın büyüklüğünü farkedince dudaklarımdan "hay amına koyim ya" kelimeleri döküldü. şimdi böyle kılas cümleler kurduğumu görünce lisede edebiyatıma 72'den 3 veren edebiyat hocasını bir kez daha saygıyla anıyorum huzurlarınızda. Ettiğim küfürü duyan yaşlı teyzeler bir yandan beni ayıplarken bir yandan da "belim ağriyye" "vay anam vay vay vay" diye hayıflanıyorlardı.

Minibüse bindiğim anda şoför bana "gel kardeş buraya otur sen" dedi. Evet daha önce onlarca kez başıma gelen bir durumdu minibüste para konulan yere oturmak. Minibüsçülerin gözünde bile ağır işe yaramaz biriyim. Çoğunun hakkımda "kesin küçükken halıya sıçmıştır bu piç" dediklerine adım gibi eminim.(değilim)

Müsait bir yerde inebilir miyim sözüyle adının Pelin olduğunu düşündüğüm bir dişi minibüsten inerken farklı bir dişi de minibüse binmeye çalışıyordu. tam binerken göz göze geldik ve ani bir manevrayla boş yeri kaptım. o an adeta 100 metreyi 9.6 saniyede koşan bir atlet, antilopun zebranın ardından çılgınca koşan bir çita gibiydim.

Sinsice sırıtıp bayana adeta "KOYDUM MU" der gibiydim. Dişi bayan bana bakıp gözleriyle "insanlık ölmüş, gerçekten ölmüş" demek isterken bense ona gözlerimle "biraz da sen motorun üstüne otur yarraaam nolcak" diye karşılık veriyordum. o an dedimm ki içimdeki insan ölmüş, insanlık adına hiçbir şey ifade etmiyorum. hem Lady gaga, Pitbull gibi hayvan barınağından alınmışcasına İT isimleri olan insanlar paraya para demezken benden de insanlık namına hiçbir şey beklenmesin. zaten ben de kendimden insanlık adına bi sik beklemiyorum. Sanırım en iyisi mutfağa gidip şeftali yemek. evet evet şeftali yemek.

Monday, June 20, 2011

bir alkış da tıb sektörüne

Öncelikle tıb mı tıp mı karar veremediğim için bi süre düşündüm. Sonra düşünmeyi bırakıp tıb yazayım dedim. iyi de oldu.



İlaç kutuların içindeki üzerinde "hap değildir yutmayınız" yazılı nesneden dolayı tebrik etmek istedim tıb(ya da tıp) sektörünü. Tıb sektörü diyip açık bir kapı bıraktım çünkü bu üstün fikir ilk olarak hangi mesleğe mensup bir insan tarafından ortaya atılmış bilmiyorum. Başlıkta bir alkış da eczacılara veya bir alkış da röntgencilere falan yazsam diğerlerine haksızlık etmiş olurdum. zaten röntgencilere yazmam da epey tepki alırdı.

Hap içen bir insanım fakat çok şükür hapçı değilim, vücudumda bazı hastalıklar, bazı komplikasyonlar meydana geldiğinden ötürü ilaç alıyorum.(Babam böyle bir cümle kurduğumu görse benle iftihar ederdi.) Konumuza dönmek gerekirse, ben ilaç içeceğim zaman bazı şaşkınlıklara, bazı unutkanlıklara düşüp hap yerine yanlışlıkla hapın tahmini 23 kat büyüklüğündeki nesneyi yutsam halim nice olurdu.

kim bilir belki nesne boğazıma takılırdı da ben nefes alamazdım, ailem beni hastaneye yetiştirmeye çalışmadan önce tuzlu ayran içsin tuzlu ayran hem bu sayede tansiyonu da düşer şeklinde kararlar alırdı. hastanede geçirdiğim vakitler yüzünden football managerde Beşiktaş'la Uefa Kupası maçlarına çıkamaz ve kupada hükmen mağlubiyetler alırdım. Kimbilir benim evin önündeki sokak hayvanlarının kaplarını doldurduğum su bitiverirdi de hayvancağızlar kendi aralarında "şimdi buz gibi bi su olsa ne giderdi lan arap" diye iç geçirirlerdi.



iyi ki varsınız tıb sektörü canlarıms. ben eğer bugün evimde rahat rahat geğirebiliyorsam, kaçan gol sonrası "amına koyim senin benzema kere" diyebiliyorsam bundaki katkınız yadsınamaz. bravo size.

Son olarak da babalar günümü kutlayan herkese teşekkür ediyorum. Yakşamlar.

Saturday, June 18, 2011

Geyik almayalım baba

Babamın eve ren geyiği almasına
Göz yumamam asla
Koyulacak bir yeri de yok zaten
Önce bu fikre olumlu baksam da
Geyiği buzdolabına bağlamanın
İyi bir fikir olmadığı ortadaydı
Üstelik geyiktir bu
Ne yapacağı belli olmaz
Gecenin bir köründe buzdolabını açıp
Bisküvilerimi çikolatalarımı yer
Çilek reçelimin dibini sıyırır
Güvenemem geyiklere hele ki renliyse
Fransa ligi orta sıralarında
Puan mücadelesi veren bir geyiğin
İşi yok evimizde baba
Rızkımızı geyiğe yatırmayalım
Bütün gün lahana yesin ıspanak yesin
Ama iş bize gelince yamuk yapsın
Süt vermesin yün vermesin
Zaten yününe ihtiyacım yok geyiğin
Sütüne hiç ihtiyacım yok baba
Gerekirse çift kat giyinirim de
Geyik postuna tenezzül etmem.
Mahalledeki Süleyman gibi
Yollarda uyurum karlarda donarım da
Belediye son anda kurtarır beni.
Evimize geyik almayalım ona göre baba
O parayla Beyaz Adam'a gider
Kırtasiye malzemesi alırız
Belki toptan alınca indirim de yaparlar
Fiş almayıp her şeyin üstesinden geliriz
Hem geyiğe hiç ihtiyacımız yok ki
Evde abimi besliyorken
Bir de geyiğe masraf yapmayayalım baba
Tu kıs kıs desek cevap veremez asla
Konu komşuyu eve sokmaz
Football manager oynarken ben
Kesin tuhaf tuhaf sesler çıkarır
Konsantremi bozar, hedefimi şaşırtır
Duran topları iyi değerlendiremeyiz
Kanat akınlarında etkili olamayız.
Daha hayırlı işler yaparız
O parayla dar gelirlilere yardım ederiz.
Gerçi ben etmem ama
Sen istersen edebilirsin.
Ben de geyik parasıyla giderim
Atari salonunda tekkeni bitiririm.
Flüt alalım, düdük alalım ama geyik asla
Olmuyor geyikle yapamıyorum
Dost meclisinde yamuk yapıyor baba
Olmuyor baba, olmuyor bana...

Monday, June 06, 2011

hadi bebeğim göster hünerini

Hotmaile kırgınım. Uzak ara en tırt mailleri seçip bana atıyorlar. Mail gelmiş maillerime bi bakayım, düzenli adam olayım sonra da odamı toplayıp çiçeklerimi sularım diyorum. Mailimi açtığımda ise genelde bütün iyi düşüncelerim gidiveriyor. %63 indirimli selülit kremi, adult sitelerin reklamları, markoponi gibi şeylere davet mailleri, %50 indirimli 5 gün Karadeniz turu falan. Artık hotmail beni nasıl bir insan olarak hayal etmişse adamlar benim için "bu adam hıyarın tekine benziyor kesin arkadaşlarına bi ara da Karadeniz turu yapalım yea falan diyordur biz buna Karadeniz turunu kitleriz" diye düşünüyorlardı. hotmailin gözünde adeta bir aşırı gereksizim.

Otobüste yolculuk ederken sadece tırt maillerimi düşünmüyorum. arada bir devlet meselelerine de kafa yoruyorum. Küçüklüğünü atari salonlarında geçiren bir insan olarak daha önceden dünyayı çok kere mahlukatlardan, yaratıklardan, canavarlardan korumuş kollamıştım. boş adam değildim yani. Otobüzde Hwoarang'ın tekmeleri mi daha iyi Jin'in mi, Paul horaa çekerken(horaa çekmek: Paul'ün ateşli yumrukla adamın enerjisinin çok büyük kısmını alması) hiç zorlanmıyor muydu, dhalsım'ın kolları nasıl öyle uzuyordu gibi şeyler düşünüyordum.

öyle düşünürken aklıma o sırada ilkokulda çok revaçta olan bir espri geldi. espri şöyle gerçekleşmekteydi:

x : Laa oğlum street faytırda o elleri kolları uzayan adamın neydi la?
y(artık ortamdaki ilk sazan kimse) : dalsım
x : yarraam boğazında kalsın heheüvehevü

gördüğünüz gibi tam bir nuripaşa ilköğretimokulu 3/A sınıfı esprisi. hala bu espriyi yapanlar var mı merak etmekteyim. (aslında gram sikimde değil ama yine bi belirsizlik acayiplik izlenimi vereyim dedim bakalım hayırlısı)

Sonra yine ilkokulda yapılan espriler aklıma geldi. Trabzonlu Hami'den dolayı HAMİleyim esprileri, cansın'ın(samuel cansın) belli uzuvları hakkında komiklikler, ayda 2.5 milyar verseler kolsuzlara otuzbir çeker misin lan gibi sorular geldi. Bunlara güldüm ama tadında bıraktım. Sonuçta yaşımız 12'den büyük artık.(kolsuz olayına bi beş dakka güldüm yine)

Hayale dalmayı bi kenara bırakıp yoldan geçen bayana bakıyorken otobüsle bayan zıt yönlere gittiği için kafam da kendiliğinden 180 derece dönüyordu. o an hayatımda yaşayabileceğim en güzel enstantanelerden birini yaşadım. Aynı bayana baktığım adamla göz göze gelmiştik ve adam bana bakıp sırıtmaktaydı. Adam bakışlarıyla bana "sen de az şerefsiz değilsin paketin hasından anlıyorsun ibnetor" der gibiydi.

Bu olaydan dolayı içimi büyük bir coşku kaplamıştı. Bu coşkuyla gidip şoföre "çabuk şu öndeki karayolunu takip et" diyeyim, bayan yolculara "hadi bebeğim göster hünerini" diyeyim de kalkıp çılgınca danslar sergileyelim istedim fakat otobüste meydan dayağı yeme ihtimalim kuvvetli olduğundan bu fikrimden vazgeçtim. Önümde oturan sırtında 'sikko bir peri' dövmesi olan kızın kıllı sırtını da görmek istemediğim için, yanımdaki kadının kucağındaki çocuğun gözüne telefon camından güneş ışını yaymaya başladım. Çocuğun hoşuna gitmediğinden bunu zevkle sürdürmeye devam ettim. Otobüsten inerken de çocuğa NAAH yaptım. Tipini sikim çocuk, muhtemelen ileride tinerci olursun zaten.

Eve yürürken de Kompela'nın sunduğu penaltı atmalı program geldi aklıma ama Kompela'yı düşünmemem gerektiğine kanaat getirince unuttum programı. Eve gelince de tabiki Arka Sokaklar izledim. Rıza Baba ve adamları yine gerekeni yaptı. Alttaki fotoğrafla da yazımı bitiriyorum. Evet bunu koymasaydım ölürdüm.

Wednesday, June 01, 2011

pişmanlık

Rüya görmek ya da görmemek işte bütün mesele bu diyip özlü bir giriş yapayım, her zamanki hıyar girişlerimi bir kenara koyup. Zaten stada giriş ve mühendisliğe giriş gibi erkek ortamlarının birinci şartları sayesinde bloga giriş konusunda da artık yeteri kadar tecrübelendim ustalaştım. Bloga giriş konusunda adeta bir Splinter usta konumuna geldim.



Rüya konusunda çoğu zaman yeteneksiz biri oldum. Ortaokul ve lise yıllarımda arkadaşlarım genellikle "bu gece rüyamda bunu yaladım" "geçen gece rüyamda şu kıza iki gittim" gibi ergenliğin gerektirdiği rüyaları görüp heyecanla bana anlattıkları rüyalarına sevinirken, benim rüyalardaki sevinçlerim genelde 'mustafa sandal konserine gitmek' veya 'halı sahada takımımın galibiyet golünü atmak'tan ibaretti. şimdi düşünüyorum da benim durumum daha iyiymiş lan, öyle bi insan olsam, onca azgınlıkların üstüne gidip de makine mühendisliği, inşaat mühendisliği seçerdim kesin. iyi ki öyle biri değildim.

Her zaman başarısız oldum rüyalar söz konusu olduğunda. Böyle alengirli cümleler kurunca kimi bünyelerde kıpırtılara yol açmıyor da değilim hani. Böbrek taşı ameliyatı olduğumdan ötürü bir zamanlar sürekli skime zarar verecek ameliyatlar olduğumu, prostat ameliyatı falan olduğumu görüyordum ki bunlar da çok tırttı. Çocukluğumdan günümüze kadar olan zamana göre bana bir vasıf verilse, bu vasıf kesinlikle 'çok aşırı sikko rüyalar görme uzmanı' olurdu ki bu vasıf da çok dıravdan bi vasıftı. adeta yarak gibiydi.

Son zamanlarda ise artık master seviyesine ulaştım. Rüyalarım artık günden düne saçmalaşıyor, İsmail Türüt gibi terlemeye hazırlandığımız bir mevsime bu derece sikko rüyalarla girmek beni daha da telaşlandırıyordu. (Aslında hiç sikimde değil ama böyle gizemli bi izlenim yaratıyım dedim bakalım bişey çıkıcak mı)

Arka Sıradakiler dizisinin sezon finalinde oynadığımı gördüm. Dizideki kızlara bakmak için arada sırada baktığım dizide oynamak bana hiç ilginç gelmedi. öyle işe yarar bi rüya da değildi zaten, rüyam bile adam doluydu amına koyim. Diziden iki tane eleman kötü adamlardan kaçıyor da ben de bi delikten kurnaz gibi onları izliyorum yani sizin de takdir edebileceğiniz gibi tamamen Zeytinburnusporlular tribünü ortamı.

Tam hatırlamamakla birlikte muhtemelen bank asya 1.lig veya süper ligin düşmemeye oynayan takımlarından birinin amigosu tarafından galeyana getiriliyordum. Normal hayatta pislikle, hıyarlıkla alakasız biri olsam da sokak hayvanlarına su ve yiyecek verip, kafamı otobüs camına dayayıp yeteri kadar hislenen biri olsam da rüyamda eşşoğleşşeğin birine dönüşmüştüm. O adamdan aldığım silahla birini vurmuşum da " silahı uzak bi yere at da kimse bulamasın" diye tembihleyen tribün lideri, sonra da silahın yerini yetkililere söylemiş. düpedüz tam bir orrrospu çocuğu işte. Sonrasını hatırlamıyorum ama ananı sikiyim senin her kimsen.

Böyle rüyalar görmekten ben de hiç hoşnut değilim. İstediğim çok fazla bişey de değil lan aslında. Abim gibi "ananızın amına koyarım" diye bağıracağım rüyalar görsem kafi bana. bizon görmekten, dövüş turnuvasına katılmaktan, Beşiktaş'ın uefa kupası finalinde oyuna girip gol atan yıldızı olmaktan bıktım amına koyim artık. rüya gördüğüme hatta uyuduğuma pişman oluyorum bazen(olmuyorum). uyumayı bırakıp geceleri ntvspor arjantin ligi özetleri izleyeceğim günler yakındır.(değildir) Yetti artık.

Saturday, May 28, 2011

Dj akman feat son nefes



Pileylistimde dj akman ft crazy ossie $ mc serkan - dönme bana çaldığından meraksadım. last fm'e bakayım da ne yazmışlar acaba bunlar için dedim. pek bir şey yoktu ben de benzer sanatçılardan Dj akmana tıkıladım hemen ve ahaöaehaehöaehaö diye ayılar gibi gülmeme yol açtı yine. Dj akmanın etiketlerinde 'ezan cover' yazısını görmemdi bu çoşumsallığı bu müthüşlenmeyi yaşatan.

8-10 sene önceki internet cafe ortamlarının vazgeçilmeziydi dj akman. Seninle ilk defa ölüyorum sana şarkısıyla mütüş bir çıkış yapmıştı. bir zaman sonra hakkında ezana cover yaptığı için kafasının kesildiğine dair haberler çıkmıştı. bunu görmem de bayağı güldürdü beni. Eğer bu muhabbete yabancı değilseniz siz de ayı gibi gülersiniz. Yabancıysanız zaten hiç sikimde değilsiniz.

HIYARLIK

Erkeklerle kadınlar aynı cinse(insan cinsi) has bi durum olsa da benim düşündüğüm kadar aynı değillermiş lan. Güzel bir başlangıç yapamadım görüldüğü gibi ilk cümle çok saçma oldu ama sebebini açıklayınca "hıhı sen de haklısın" "evet evet katılıyorum sana" falan diyiceksiniz.

Yine tırt geçen bir günde sikko bir haber aldım. Gönül bekliyor Beşiktaş yine süper topçular alsın, taraftarını hoş etsin bende arkadaşlarıma mesajlar atayım "forlan götünüzden kan alacak ibneler" "quaresma hepinizi SİKECEK!!!" falan diye ama olmuyor. maalesef üstelik benim gibi bi adamdan ders notu istenip, bu sayede finallerin p.tesi(2 gün sonra) başlayacağının haberini almam sağlanıyor.

Gelelim bayanlık adamlık konusuna. Öncelikle adamlardan(mümin kajan, fatih mehmet şahin falan) hiç hoşnut değilim sürekli bazı şeylerimin altına benzer yorumlar yazıyorlar, maç muhabbeti yapıyorlar yani kısmetimi kapıyorlar. Bayanlık daha iyi hem bayan olunca karı dırdırıyla da işin olmuyor, evet evet yaşasın bayanlık.(selam feminist ve feminist olmayan tüm bayanlar bu bir çağrıdır)

Bayanlıkla adamlığın farkına varmam yine güç olmadı. Sınavlar için not ihtiyacım olduğundan mütevellit okulun böyle forum tarzı bişeysine "arkadaşlar hevere dersinin notunu arıyorum, yardımcu olabilir misiniz" gibi müthiş kibarlıkta bir yazı yazdım. Farklılık tam bu anda kendisini gösterdi. Aynı betmen gibiydi farkındalık. Onca saat geçmeme rağmen bi allahın kulu da ben de var kardeş diyip yorum yazmadı. üye adım yarro gibi bişeydi çünkü ben olsam benim de şeyimde(sikimde) olmazdı.

Fakat ben oraya "selam arkadaşlar ben pelin =)) bana x notu lazım yardım ederseniz sevinirim canımsslar" veya "burası kastı emesene geçelim melis_192@hırtlık.com" gibi şeyler yazsaydım adamlar fena halde msn ime üşüşürdü bende not var bende var gibi şeylerle. hatta msn im btün okula yayılırdı.(ben böyle bi durumda yayardım) İşte adam olmak ile bayan olmak arasındaki farkı bir kez daha anladım. ah kötü adamlar vah alçak adamlar kurtulamadım sizden. Nne varsa bayanlarda var hep iyiler onlar. canlarımss.

Friday, May 27, 2011

değdi mi lan onca gudikliğe?

vakti zamanında yaşamış klasik müzik sanatçıların türlü türlü şekillere girmiş olmalarına inanamıyorum. sırf böyle 2 3 fazla kız kaldırayım, facebookta fotoğraflarımın altına "özledim vivaldi'Mmm bi gün görüşelim :))" "ben çektim mozart eheheh" yazılsın triplerindeler hep. hep bi antinlik bi kuntinlik, hepsinde bi acayipleşme çabaları. o dönemde yaşasaydım hepsini toplar, bakın arkadaşlar gitarla, kemanla foto çektirme dönemleri geçti yapmayın etmeyin diye tembihlerdim. nedir sizin derdiniz lan?



başta Vivaldi'yi çeker bi kenara konuşurdum. vivaldi derdim nedir oğlum senin derdin. lise1 de arkadaşının gitarıyla fotoğraf çektiren çocuklar gibisin, saçını da Çılgın Bediş'teki Banu gibi yapmışsın sorunun ne amına koyim derdim. niye böylesin niye bu kadar hıyarsın vivaldi. kırdın kalbimi vivaldi, ezdin yüreğimi vivaldi.



Kahveden çıkarken Bach'ın yanına giderdim. Bana bak Bah derdim, kaç yaşına geldin amınakoyim hala saçlarını Sevimli Kahramanlar çizgi filmlerindeki yargıçlar gibi yapıyorsun, bütün gün kahvede 66 oynuyorsun. Sonra da vay efendim ben nota bilen adamım, ben klasik müzikle uğraşıyorum kızlar o zaman bana versin diye bana isyan ediyorsun. Yolun yol değil Bach, dön bu hıyarlıktan artık derdim.



Diğerlerini bu kadar düşünmüşken, hepsine "oğlum tamam çalın çalmayın demiyorum ama altın bilezik olarak bi de meslek edinin kendinize ne bilim elektronikçiye çırak olun, marmara süt ve süt ürünlerinde işe girin" diye tavsiyelerde bulunurken Handel'e hiç hiç hiç bi sikim tavsiyede bulunmazdım. Saçlarını öyle uzatıp tavuk götü gibi yapan adamı kusura bakmayın ama muhatap almam dostlar. Hatta kız olsam 100 tane şeyim(hmpps hmmps) olsa birini vermezdim sana Handel. Onun için şimdi siktir git karşımdan.



O kadar adama çıkışmışken Mozart'ı da uyarmamam yakışık almazdı. Onca yıl uğraştın kendini halden hale türlü ibişliklere soktun da değdi mi Mozart? Nuripaşa İlkokulunun tenefüs zilini yapmış olmana değdi mi bunca çile amına koyim he değdi mi Mozart? zaten ismin de taşşak konusu oldu mahallede yıllarca herkes birbirine mozart oldun mu gibi çok sikko laflar etti. Berkecan olsaydı ismin anca bu kadar tırt olurdun mozart. Olgun görüneyim belki teen avlarım havalarında saçını griye boyatman da hiç doğru bişey değil. Seni de sevmiyorum.



o kadar hıyarağası adamın yanında nasıl senin gibi bir delikanlı çıkmış çok şaşkınım Bethofın. aslında o kadar da şaşkın değilim sebebini az da olsa tahmin edebiliyorum çünkü çok şık bir isme sahibsin. Her ne kadar günümüzde ismin bir çok köpeğe verilmiş olsa insanlar Bethofın gaah oğlum urruuuuy kıs kıs kıss falan ddemiş olsa da çok kral adamsın Beethoven. elinde ilkokul 2 müzik defterini alıp ekmek peşinde koşman da takdir edilesi. defterin içindeki iddaa bültenini saklaman da senin ne mükemmel bi avcı olduğunu gözler önüne seriyor. Büyüksün beethoven adamın hasısın.

Thursday, May 26, 2011

çileli bir hayatım olurdu



Hayat ne kötü olurdu lan değil mi bu fotoğrafta gözüktüğüm gibi bilek metal düşkünü biri olsam, lusifere et lazım aga bakire kurban edelim falan desem?(ki bu bakire kurban etmek dünyanın en sik düşüncesi) Kafamın üzerinde yazdığı toplum düşmanı yazısından kelli insanlar bu adam hıyarağasının teki, yararsız hayvanatın teki diye düşünse neden öyle düşünüyorsunuz ki aslında sizin düşündüğünüz gibi değil tam olanlar diyemem. hiçbir laf edemem. Sadece arkalarından ana bacı küfürler ederim.

Lord Barzomath gibi bir nikim olurdu, kantırda nikimi kill666 falan yapıp çevremin yaşama sevincini ellerinden alırdım.(gerçi pek de siklerinde olmazdı ama yazdık bi kere şimdi yazdığımı silecek deyilim, çok da fifi yani demeye lüzum yok) neyseki aklı başında, yaptığı en mega çılgınlık ayaklarıyla dişlerini fırçalama çabasına giren biriyim böyle işlerle işim yok. unutmadan diyeyim Norveçte kızlar teklif ediyormuş ama yine de bu illlete bulaşmayın.

Tuesday, May 24, 2011

çılgınlıklar enteresanlıklar

Ulan diyorum nasıl bir insan bu kadar müthiş eğleniyorken bir o kadar da sikko bir ruh hali içinde bulunur. Sonra gidiyorum probis falan yiyorum, su içiyorum, kafamla tavana deymeye çalışıyorum geçsin diye. Geçmiyor lan.

Bugün bir farklılık olsun diye denişik şeyler yapalım dedik. Çünkü çok çılgınız. Değiliz lan çılgın zaten okulumun festivalinde Duman dinlemek ne denli çılgın olabilir. Gerçi konserde birbirinden dehşet figürler sergileyen, aldığı yüksek alkolden dolayı(kutu efesin yarısı) kendinden geçen, şarkıları bilmemesine rağmen elinle metalci işareti yapıp(evet duman çok pek metal) kafasını hızla sallayan çılgınlar bolca mevcudtu. Çılgın Sedat abimizden hiçbir farkları yoktu.



Evet konserimiz pek çılgıncaydı. Hapçı solistle birlikte adeta seyirciler de birer haplıya, birer çılgına, birer tuhafa dönüşmüştü. Burada biraz düşünüp acaba ben de Çarizarta dönüşür müyüm diye bekledim ama bi sik olmadı maalesef. Yalancı baharın yalan çiçeğiymişsin Çarizart, kırık kalpler durağıymışsın Çarizart, ah Çarizart, vah Çarizart. ipne Çarizart.

Konsere gitmemin tek sebebi vardı zaten. Kızlardı tabiki sebepler. Çok fazla "aramasın gözler o şimdi asker 87/4 Kral Tertib" tadında oldu ama öyle şimdi. Aksine ne kadar yaramaz, hıyar adam var onları gördüm yine. Ya ne olacağıdı, Ruz turiztler mi göreceğidim? Tabisi mühendis adamlar çıkacaktı karşıma.

Konsere beraber teşrif ettiğim mütüş kalender insan Ercan ile yine birbirinden saçma şeylere ayı gibi gülüyorduk. Aynı zamanda bayanların yoğun ilgisinden şikayetçiydik. Çünkü ilgiden öte sapkınlıktı bayanların bize yaptıkları. Tacizlere maruz kaldık, sportif vücudlarımız ellendi. Neyse dediğim gibi nasıl böyle içli hisliyken aynı zamanda ayı gibi mutlu oluyorum bilmiyorum lan. Artık ileri boyutlarda hissettiğimiz tacizlerden dolayı Ercan'ın söylediği "sikmeseler bari" sözüne hayvanlar gibi gülmem bunu kanıtlıyordu. Nerden baksan 2 3 aydır bir şeye bu kadar ayı gibi gülmüyordum. Resmen random güldüm.

Konser bitiminde yine bazı şeyler bekledim. ama hüsranla sonuçlandı dediğim gibi bu gözler sadece nerede kürek adam varsa onu görüyor. siz de hikayeymişsiniz ibnetor gözler. Şaşırmadım zaten ben de. Sonra da memleketimiz Zeytinburnu'na adım attık. Otobüs minibüs olmadığından metrodan ayı gibi eve yürüdük. Çılgın bir maceranın da sonuna geldik. Yazıyı da bu aralar çok fazla kullandığım net bir sözle bitiriyorum. "Seni sevdiğim kadar parayı sevseydim milyarder, Allahı sevseydim peygamber olmuştum"

Sunday, May 22, 2011

bana bi yardım edin lan

Deminden beri uzun uzun düşünüyorum. ferşbab diye bi kelime vardı lan diyorum ama tam çıkaramıyorum. Ferşbab kelimesi bi hikayede mi geçiyordu, hikaye çok çılgın olayların yaşandığı bi hikaye miydi, yoksa hikayede gözlerinden lazer sıkan adamlar mı vardı, acaba bu adamlardan birinin adı Cumali Ferşbab mıydı diye düşünmekten aklım çıktı. çok pis salladığımı düşünmemeniz için Cumali Ferşbab diye birinin kesin olduğuna dair iddalarda bulunmuyorum.

ama vardı lan ferşbab diye bi kelime diyip gogulda arayınca da bi şey çıkmadı ferdibaba.com lu bişeyler çıktı ama aradığım o deyildi benim dediğim gibisi vardı. Bilen varsa ferşbabın ne olduğunu bi şekilde bana ulaştırsın. Artık meğil atabilir, feysbuktan ekleyebilir(remziler hasanlar biliyorsa da lütfen eklemesin) bi şekilde ulaştırın işte.

Böyle düz şeylere takılmaktan beynimi çıldırıyorum. Sabah kalkıp menemen yiyip çay içen, havadurumunu görünce "anasını skiyim bi yaz gelemedi" diyen adamım yani öyle pek çılgın değilim(emre aydın dinlemiyorum evet emre aydın dinlemek çok çılgınsal çok rak) pek coşumsal hareketlerim yok. Toplu taşıma araçları(otobüs, metrobüs, diğer denişik şeyler) dışında gayet mahalle bakkalı karakterinde bi adamım. Akıllarda gayet coşkun sucuğun katkılarıyla giydiğim mavi pelerinimle kasalara oturup 250 ml fanta içen adamım. alttaki adamın daha yerel şekli mavi kostümlüsü.



Ama iş metroya gelince metrobüse gelince otobuza gelince deyişiyor. Bakkallıktan adeta bir canavara, adeta apartman yöneticiliği yapan emekli itfaiyeciye(Çarli'deki Ateş bey) dönüşüyorum. O an bu nuryüzümün, bu melek yüzümün ve duygularımın nasıl çirkinleştiğini ben bile hayal edemiyorum. Emin olun koluma çarpıp dökülen eşyalarımı hiç sklemeden yoluna devam eden adama "amına koydumun hayvan çocuğu" diye bağırmamı duymak istemezdiniz. duymayın zaten, beni böyle tanıyın istemem, beni şiirlerimle güleryüzümle bilin.

Beni çok kötüleştiriyor bu arabalar(metrobüste olsa gemi de metro da olsa bi araba sonuçta). Hayatımda ilk kez küfür ettiğime pişman olmama yol açıp beni üzdüler lan daha ne olabilir ki. metrobüse binerken ayakkabıma basıp çıkaran adama "yuh amınakoyim ya" dediğimde kardeş kusura bakma, arkadan itiyorlar istemsiz bastım sözlerini duymaktansa orada bi temiz dayak yemeyi tercih ederdim.(etmezdim) Üstüne üstlük abi asıl sen kusura bakma haklıydım ama küfür etmemem gerekiyordu, haklıydım ama küfür edince haksız duruma düştüm gibi sizin de takdir edebileceğiniz üzere sik gibi bir cümle kurmam da kendimi daha da kötü hissetmeme yol açtı.

Ama geçti şimdi o adam da pek sikimde değil, hatta amına koyim o adamın.(evet ayıyım) bugünkü adama da bişey demiyorum, umarım boattrip gibi bi gemiye biner de huu huuu.(sonu yine yarak gibi oldu ama idare edin baş başss)

Wednesday, May 18, 2011

Acayip Paragöz Onlar Haa

Eskilerden Tuğçe Çakırca yiğenime ithafen yazdığım bir şiğirim


‎---Acayip Paragöz Onlar Haa---

Tarık Mengüç gibi kepçe kulakların olsa bile
Uzun süredir aralık yapsan da seviyorum seni küçük kardeşim
Ğeaark füpuuf diye tüküren tanıdıkların olsa da
Çakı gibi bir abin olmasıyla bütün dengeleri kendi lehine çeviriyorsun
Evlen de düğününde halay çekelim küçük kardeşim

Çakır öldü Kurtlar vadisi biter dediler zamanında
Ama ben inanmadım çünkü Memati'nin diziye gireceğini tahmin etmiştim
Kurtlar vadisi izlemesen de seviyorum seni küçük kardeşim
Ihlara vadisine düzenlemek istediğim geziye katılmasan da
Ravenelli'nin beyaz saçları gibi temiz bir kalbin olduğunu biliyorum
Cidden bir evcil timsahım olsa adını Tuğçe koyardım
Arada açgözlülük yapsan da seviyorum seni küçük kardeşim

Sunday, May 15, 2011

yarak gibi yaşamak

Gün geçmiyor ki hayatımızda sikkoluklar olmasın bomboş olaylar yaşamayalım. bunların en megası ne diye sorsalar bana günü yarak gibi geçirmek derim. yani yar....rak(burada r lerin çokluğunu belirtmek için çok nokta koydum küfürü sansürledim sanılmasın çokşükür her yerde küfür eden bi adamım) gibi yaşamak.

Babamların Silivri'ye kuzenimin nişanına gitmesinden, abimin ve kuzenimin de gelmeyeceğinden dolayı geceyi yine tek başıma geçirecektim. ya ne olacağıdı? 1 saat yüuz dolear cümleleri duyacak ya da çılgın partilere katılıp alkoller eşliğinde eğlenecek halim yoktu heral. Boşlukta sallandığımdan dolayı bütün günümü football manager oynayarak, ntvspor'da EFEYKAP finali izleyerek geçirecektim tabiki de.

Aslında varmış lan sonra farkettim, arkadaşımın ben yokken msnden gönderdiği "hadi dışarı çıkalım" "cevap versene lan" gibi yazılarından evde sik gibi oturmayabilirmişim. ama iyi ki sonradan görmüşüm yazdıklarını "sen orada fm oyna elalem götürsün karıkızı" gibi sözlerini bu sayede geç gördüm. Dedikleri benim duygusal, hisli, beyfendi ve birnumara kişiliğime yakışmayan şeylerdi. 4 yıldır "bu yaz rus arkadaşlar geliyor" diyen insanın sözlerini bazen geç gördüğüme sevinmiyor deyilim. Burayı okusa lan keşke ohohohooohoyo diye güleyim ben de (edebiyatın da kralını yaptımAAA az yukarda)



Bütün gün football manager oynayıp, ntvsıpor izlemek dışında bir şey yapmayan birinin yaşamı da anca "yarak gibi yaşamak" sözleriyle anlatılır. Marketten aldığım çifte kavrulmuş Tadım leblebinin paketini açınca kuruyemiş leblebisi olduğunu görmem de akşamıma daha bi hayalkırıklığı kattı. Fışfışlı paketlerde aldığım şeylerin çılgın bayanlar tarafından sunulmasını isteyen biri olarak bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Leblebi tam anlamıyla ebemi skti, leblebi mi yiyorum yoksa tiner mi çekiyorum anlayamadım. bütün elimi(bütün el ne lan) simsiyah yaptı leblebi. Orospu leblebi tişörtümü boyadı. ah leblebi vah leblebi.

Sabaha kadar Cengiz Kurtoğlu dinleyip, duygulu gibi bazı insanların (yine bi gizem yaratıyorum) facebook profillerine baktım nisan 2008den bugüne kadar ne yazmıştır ki lan acaba dedim. Tamam yaptığım çok saçmaydı ama bazı şeylerin gece gece baaharaahahararahah kahkaha atmama yol açması da çok şıktı. Tavernacılar kralı Cengiz Babayı dinlemeye devam ettim.

Gerçi düşünüyorum da evde kalmayıp ilkel gibi nişana gitseydim akrabalar tarafından ağır kitlenirdim. "kaçıncı sınıfta okuyosun" "bitirince ne iş yapıcan" gibi sorularla müthiş bir şekilde kafam skilebilirdi. İçtiğim bedava limonatalar, yediğim beleş pastalar beynimin acımasını çok da fazla dindiremezdi. iyi ki evde kalmışım da sikko bi gün yaşamışım lan. Saat 5.46 olmuş amınakoyim yatayım artık. umarım daha dolu günler yaşarım.(sanmam) AYS AYS BEYBİ

Wednesday, May 04, 2011

uzaysız astronot

Artık daha mesudum. Yağmurlu havalarda yağmur tandanslı (voohoo tandaaans dediim) şarkılar paylaşan arkadaşım kalmadı. Maalesef sizin gibi benim de arkadaşlarım bol bol yağmurlu şarkı (here comes the rain againin de tut, yağmuru vardı, rainy dayi vardı) paylaşırdı. Çokşükür hepsi yok oldu da (ya da yeter lan diyip sildim pezevenkleri) bu dertten kurtuldum.

Küçükkene (11-14 yaşları arası) balık beslemiş biriyim. Bir sürü balığım vardı. Eminönüne gidip mısır çarşısından balık alırdım yavrulardı bunlar, yavruları falan büyürdü severdim onları. Ne kadar iyiymişim değil mi küçükken de hayvansevermişim. Astronot isimli balıklar dikkatimi çekerdi hep ama hiç beslememiştim. Beslemem de zaten bi sempatikliği yok hırçın gibi hayvanlar.




Astronotların neden bu kadar sinirli olduğuna durduk yere kafayı taktım. Sebebini bulmam kolay olmadı.(oldu) Hayvan zaten her an "ananı sikerim arkadaşım ne bakıyon lan" tipli bakışlı bir hayvan sen de gidip hayvana astronot demişin. Ne bi uzayı var ne bi gezegeni var ortamda, bütün ömrü suda geçiyor çekilecek dert değil amına koyim. böyle hayvanın et yemesine de asla şaşırmam. Sen ona astronot dersen et de yer ananı da sker yani afedersin.

Değişsin astronotların ismi, mesela Lütfü olsun. evet Lütfü bu balık türü için çok uygun bir isim. Lütfen astronotlara bundan sonra Lütfü diyelim dedirtelim. Yomu yokuna sinirlendirmeyelim hayvanatını bitkisini.

Thursday, April 28, 2011

kader ortağım



Gece gece dert ettim "niye benim bir bizonum yok lan" dedim kendime. Ruyalarımda oluyorsa gerçek hayatta neden olmasın ki. Yalnızlığımı paylaşacağım kader ortağı olacağım bi bizonum olsa fena mı olurdu lan. Her yerde zikini de göstertmezdim olsa, altına bez bağlardım gerekirse. Bizonlar hislenen hayvanlardır. Kimbilir belki ben ona beni bırakıp da giden sevdiceğimi anlatırken o da bana Vilyımlar sucukları tarafından pastırma yapılmış yarini anlatırdı. (bizonun durumu benden daha fena olurdu lan sevdiğim bir bayan varsa o bayanın pastırma olması bana aklımı yedirirdi)

Bu durumlara daha çok hislenirdik. Rakı içip Azer Bülbül dinlerken kendimizi kaybederdik. (ben kaybetmesem de bizon kesin kaybederdi) "ilk aşkım sevgilim bizonum benim" diyip yufka yüreğimi acıtırdı benim.

Hem kötü gün dostu hem iyi gün dostu olurdu benim için. Kıl kaptığım insanların üstüne salardım "bizon tuy kıss kıssskıss oğlum" diyerek. Bakkala yollardım, bizon 2 tavuk döner kap yiğenim der dönerciye yollardım, halkgününde süpermarkete yollardım meyve seçtirirdim(çilekleri seçmeden alalım huuoop diyen adam sesini çıkaramazdı), en önemlisi de iddaa oynamaya yollardım lan. Bir sürü işimi yapardı hınzır.

Bana bizon hediye etme gibi mükemmel bir düşünceye kapılırsanız annemin "bizonlar çok pis hayvanlardır uğraşılmaz onlarla" lafına aldırmadan hediye edebilirsiniz. Gözüm gibi bakarım kerataya. İddaa demişken de bugün 19 liralık iddaa oynayıp 20 lira kazanan abimi tebrik ederek yazıyı bitiriyorum. HIISSSS

Monday, April 25, 2011

Hemanin Abisi Çetin



Evet He-man'in abisi Çetin gerçekten mega bir karikatür.

Thursday, April 21, 2011

fotoşok

Erkek erkeğe takılmanın sınırlarını zorladığımız bir ortamda "aga o değil de ben bu fotoşopu bulup kızlara öğreten adamın anasını avradını sikim" sözüm sonrası insanlar "haklısın abi" "bende sikim" gibi sözler edeceğine içlerinden biri de bana karşı çıkıp "ya sus şimdi sikerim ağzını yüzünü" gibi tepkiler verseydi belki bende azbiraz şeylerle yetinen insanlardan olacaktım. "abi tatlı kız, sempatik hem muhabbeti de iyi" "birbirimizi anlayabiliyoruz, fikirlerimiz uyuşuyor" gibi sözler edecektim. çiçek ekecektim, bahçe sulayacaktım, belki de kedi besleyecektim. Bu sözüme vakti zamanında karşı çıkmayan bütün arkadaşlarımı şiddetle kınıyorum. hatta hepsinin amınakoyim.



Aynı şekilde "bu profesyonel fotoğraf makinalarını icat eden adamın da amına koyim" sözüme itiraz etmeyip yine beni onaylayan insanları da kınıyorum. ya da kınamıyorum banane lan. Allahlarından bulsun pezevenkler. Ben burda bisürü hayal kırıklığı yaşıyorsam sorumlusu sizsiniz ibneler. Bunu bilin istedim.